Hayat seni illâki geliştirir. Yeter ki sen engel olma.
Bunca kişisel gelişim eğitimi, kitabı, çalışması hepsi aynı şeyi söyler ya bize. Hepsi içimizde diye. Doğrudur ve hep inanırım buna. Diğer yandan şu düşüncem de bâkidir. Hayat bize kendimizi geliştirebileceğimiz, öğrenebileceğimiz fırsatları illâki sunar.
2003 yılı. Henüz öğrenciyim. Aynı zamanda da uluslararası bir öğrenci organizasyonu olan AIESEC'te gönüllü olarak çalışıyorum. Ankara Bahçelievlerde bir arkadaşımla birlikte öğrenci evimiz var. 3+1 ev. Biz iki kişiyiz. AIESEC, üniversite öğrencilerine uluslararası alanda staj imkânı sunan bir sivil toplum kuruluşu. Türkiye'den öğrenciler gidiyor. Yurtdışından farklı ülkelerden öğrenciler Türkiye'deki firmalara staj yapmaya geliyor. Biz de ev arkadaşımla konuşup evdeki boş odada gelen stajyerlerden birini misafir edebileceğimizi düşündük. Benim İngilizcem ay lav yu seviyesinde ama arkadaşım gayet güzel konuşuyor.
Gelen stajyerlerden biri bizim eve yerleşti. Genellikle ev arkadaşımla beraber evde olduğumuz için iletişim konusunda sıkıntı yaşamıyoruz. Ev arkadaşım olayı çözüyor. Bir gün eve erken gittim. Baktım bizim stajyer evde. "Hay" diyip odama geçtim. Aradan beş dakika geçti kapım çaldı. Bizim eleman bişeyler söylüyor. Ben de anlıyorum ama konuşamıyorumculardan olduğum için derdini anladım. Şofbeni yakamamış. Yaktım, tarzan ingilizcesi ile nasıl yakılacağını anlattım. Tenkyulaştık karşılıklı.
O günden sonra eleman beni ne zaman görse bişeyler soruyor ben de tarzanca cevaplıyorum. Akşamları eve erken geldiğinde televizyonu açıyorum. Evde kablolu tv, uydu filan yok. E internet değil cebimize bilgisayarlarımıza bile tam inmemiş. Bizim stajyer eleman gelip oturuyor. Televizyona boş boş bakıyor. Ara bir parantez açayım bu bölümde. AIESEC, uluslararası staj programlarında yurtdışından gelen stajyeler çok önemlidir. Diyelim ki 5-6 kişi biryerlere gittiniz, grupta yalnızca bir kişi yabancı olsa bile kendisini dışarıda hissetmemesi adına herkes ingilizce konuşup sohbete onu da dahil eder. Parantezi kapattım. Baktım olmuyor bizim eleman boş boş televizyona bakıyor. Ev arkadaşım da gelmemiş muhabbet yok. Durum sıkıntılı. O dönemler de Kurtlar Vadisinin en cıfcıflı zamanı. Ben vadiyi seyrederken eleman sordu bana bu o mafya dizisi mi diye. Tabi ingilizce :) Ben tensleri filan düşünüp cevabı yapıştırdım tabi yessss. Sonra olayı bir adım daha ileriye taşıdı. Ne diyor şimdi konuşan adam? Haydiii... Camooonnn yani...
Ben yine ingilazca tarzilizce karışık başladım diziyi anlatmaya. Yaz ayları ben de o sıralar yaz okulunda defalarca kaldığım iş ingilizcesi dersini alıyorum. Bu dizi çevirilerini epeyce yaptıktan sonra iş ingilizcesi sınavına girdim. Demek bizim iş ingilizcesi ile mafya dizisi konu olarak ne kadar yakınsa birbirine, baktım hepsi bizim tanıdık kelimeler cümleler. O yaz gramatik (grameri düzgün) olmasa da ingilizce işini çözmüşüm. Tabi etrafta dizi izleyen çocuk olarak tanınmaya başladım o ayrı konu.
Kulakları kapamak, kaçmaya devam etmek bir seçenekti tabii ki. Ancak hayat bana bir gelişim fırsatı sunmuştu. Ben de onu yedim :) (Karikatür: Selçuk Erdem) Demek ki hayat bize çeşitli fırsatlar, imkânlar sunuyor. Onlardan olabildiğince faydalanmak için radarları açık tutmakta fayda var.
2004 yılında İzgören Akademi'de stajyer olarak çalışmaya başladım. Şirkete gelen her stajyer gibi bana da eğitim slaytlarını düzenleme görevi verildi. Şirkete gelen bir çok stajyerden farklı olarak ben o slaytların yalnızca şekil ve şemailine değil içeriğine de odaklandım. Sonuçta eğitimi, içeriği hazırlayan bir usta Ahmet Şerif İzgören. Sunuş mantığı, konuyu ele alış tarzı vs. Açık yüreklilikle hep ifade ederim. Bu gün eğitim ve seminerlerimde, tarzımda Şerif Hocanın izlerini taşıdığım doğrudur. Pişman da değilim. Hayat bana bir gelişim fırsatı sundu ben de değerlendirdim.
Öğrenciyken katıldığım seminerlerden birine konuşmacı olarak Sevgili Başar Baypınar gelmişti. Şöyle bir cümle kurdu; "isteyen insan sakız kâğıdından bile ingilizce öğrenir" Başar Bey, iyi bir söz ustası. Hâlâ görüşme fırsatımız oluyor. Kesinlikle katılıyorum bu cümlesine.
Yeter ki iste, evrene olumlu mesajlar gönder. Sen göndersen de göndermesen de hayat seni illâki geliştirecek bir fırsat sunar. Yeter ki sen engel olma. Bir de uzaylıların o mesajı yemiş olma olasılığı var tabii ki :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder