20 Aralık 2015 Pazar

KOSGEB Yeni Girişimci Desteği - Aralık 2015


KOSGEB tarafından verilen Yeni Girişimci Desteğinde geçtiğimiz Eylül ayında bazı değişiklikler yapılmıştı. Hatta yapılan değişiklikleri derlediğim yazıyı Business Ankara'da paylaşmıştık.

http://www.businessankara.com/ekonomi-haberleri/kosgebin-yeni-girisimci-destegi-yenilendi.html

Aradan çok uzun bir süre geçmemiş olmasına rağmen destekte birtakım değişiklikler daha yapıldı.

Şimdilik seçim vaatleri arasında yer alan "işletme kuran girişimciye 50.000 TL hibe"nin bu yeni değişiklik olup olmadığını bilmiyoruz. Bu konu 24 Aralık'ta KOSGEB'in yapacağı organizasyonda netleşecek. Her durumda Yeni Girişimci Desteği, yani Uygulamalı Girişimcilik Eğitimine katılan kişilerin yeni işletme kurması halinde verilen 30.000 TL hibe, 70.000 TL geri ödemeli kredi; 17.12.2015 tarihi itibariyle 50.000 TL hibe, 100.000 TL geri ödemeli hale dönüştü. Rakamlara baktığımızda vaadin de 50 bin hibe 100 bin faizsiz kredi şeklinde olduğunu düşünürsek bu yapılan değişikliğin dışında yeni bir destek çıkmayacağı yorumunu yapabiliriz.

Yine de dün yapılan değişiklik ile yeni girişimci desteği limitleri ve uygulaması daha kullanışlı hale gelmiş oldu. Yapılan son değişikleri aşağıda aktarıyorum. Yazıyı okurken şunu hep aklınızda bulundurun. Bu tarz konularda en doğru kaynak KOSGEB'in kendi web sayfası yani www.kosgeb.gov.tr dir. Destekler sayfasından Girişimcilik Destek Programını tıklayarak desteğin en güncel halini inceleyebilirsiniz.

Gelelim değişen yeni girişimci desteğine;

  • Eylül 2015'te eklenen bazı konular güncelliğini koruyor. Yani Yeni Girişimci Desteğine başvurduğunuz esnada üzerinizde şahıs işletmesi varsa, bir şirkette %50'den fazla ortaklığınız varsa (ve birkaç koşul daha var ki onları yukarıda verdiğimiz linkte açıklamıştım) destekten faydalanamıyorsunuz. Ancak bu noktada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Şu an bu kriterlere uymasanız da Uygulamalı Girişimcilik Eğitimine katılabilirsiniz. Eğitime katılıp işletme kurduktan sonra KOSGEB'e Yeni Girişimci Desteği için başvuru yaptığınız esnada bu özellikleri sağlamanız gerekiyor. 
  • Desteğin hibe olan kısmı 30.000, faizsiz kredi 70.000 TL idi. Bu rakamlar 50.000 TL hibe, 100.000 TL faizsiz kredi olarak güncellendi.
  • Eskiden hibe olan kısımda yer alan ve 3.000 TL olan işletme kuruluş giderleri 2.000 TL'ye düşürüldü. Ancak eskiden yalnızca belirli kalemler için (noter masrafları, ticaret veya esnaf odasına kayıt, belediye izin ve ruhsatları için ödenen harçlar) makbuzları ibraz etme şartı ile ödeme yapılırken şimdi herhangi bir makbuz veya fatura ibrazı istenmiyor. İşletme giderleri kısmında % de uygulanmıyor. Yani desteğin tamamında geçerli olan; giderlerin %60'ının (kadın, engelli, gazi ve birinci derece şehit yakınları için +%20) karşılanması konusu artık işletme kuruluş giderleri için geçerli değil.
  • Eskiden hibe olan kısımda yer alan ve 15.000 TL olan makine teçhizat, ofis donanımı ve yazılım desteği 18.000 TL'ye yükseltildi.
  • Eskiden hibe olan kısımda yer alan ve 12.000 TL olan işletme giderleri (yalnızca personel net maaşı ve kira) 30.000 TL'ye yükseltildi. Daha önce aylık üst limit 1.000 TL iken artık aylık üst limit 2.500 TL.
  • Desteğe yeni eklenen ve bir çok girişimcinin işini kolaylaştırabileceğini düşündüğüm bir husus da makine teçhizat giderleri ve işletme giderlerinin birbirinin yerine kullanılabilme özelliği. Şöyle ki; üst limiti 30.000 TL olan işletme desteğini %50 oranında arttırıp 45.000 TL'ye kadar çıkartabilirsiniz. Ancak bu durumda 18.000 TL makine teçhizat giderinin 15.000 TL'sini kullanmış oluyorsunuz. Aynı şekilde 18.000 TL olan makine teçhizat desteğini %50 oranında arttırıp 27.000 TL'ye çıkartabiliyorsunuz. Bu durumda da 30.000 TL olan işletme giderlerinizi 21.000 TL'ye düşürüyorsunuz. Makine teçhizat gideriniz az, kiranız ve personel gideriniz fazla ise veya tam tersi personel gideriniz, kiranız az makine teçhizat giderleriniz fazla ise bu yöntemi kullanabilirsiniz.
  • Eskiden geri ödemeli kısımda yer alan ve 70.000 TL olan sabit yatırım desteği 100.000 TL'ye yükseltildi. Üstelik bu kısma yazılım kalemi de eklendi. Yani eskiden geri ödemeli kısımda yalnızca makine teçhizat alabiliyorken şimdi makine teçhizat ve yazılım alımı yapabiliyorsunuz. Daha önce de olan bu destekten faydalanabilmek için banka teminat mektubu veya kredi garanti fonundan alınacak garanti mektubu zorunluluğu hâlâ geçerli.
Desteğin yeni hali 17.12.2015 tarihi itibari ile yürürlüğe girdi. Yani bu tarihten sonra desteği onaylanan herkes faydalanabilecek. Seçim vaatlerinde bahsedilen "Gençlere hibe" ifadesi ile ilgili şimdilik bir açıklama yok. Yani yeni girişimci desteğine yaş sınırı getirilmedi. Belki başka bir programla desteklenebilir ki bunun 24 Aralık'ta yapılacak organizasyonda açıklanmasını bekliyoruz.




19 Ocak 2015 Pazartesi

Inovatif Taklitler

Türk Dil Kurumu tanımlarına göre;

Inovasyon: Yenileşim

Yenileşim: Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması, yenilik, inovasyon.

Taklit: Benzetilerek yapılmış şey.


Yazacaklarım bitmiştir dağılabilirsiniz :)

Üst resimdeki araç, bir sigorta şirketine ait. Kullanan kişileri "evet paramızı bu araca mı yatırıyoruz?" espirisi ile muhattap olmak zorunda bıraksa da dikkat çekici. Kavramlar ustaca bir araya getirilmiş. Inovatif bir durum var mı? Bana sorarsanız reklamcılık başlıbaşına inovatif bir durum. O nedenle evet var.

Alttaki araç da üsttekinin şöhretine göz dikmiş. Inovatif durumu daha da inovatif hale getirmiş bence. Yatırım aracı olmuş yalıtım aracı. "Kişisel Gelişim"in "Kişisel Gülüşüm" olması gibi...

Millet olarak ikinci araçtaki üretkenliğe daha yatkın olduğumuzu düşünüyorum. Bizdeki inovasyon durumu için bir kıvılcıma ihtiyaç var. Hani kız arkadaşına evlenme teklifi için dünyayı dolaşıp video çeken (miles&smiles viral reklamı) adama cevaben çekilen videolar iyi bir örnektir bu duruma. Inovatif taklitçilik. 

Birebir taklite kesinlikle karşıyım. Takdir ettiğim, caddenin bir tarafında açılan manavın tam karşısına aynı ismin başına "öz" eklenerek, ardından çapraz karşısına "öz hakiki" eklenerek gelişen ve ardından topluca hüsrana uğrayan taklitler değil.


Benim bahsettiğim mevcutun üzerine zekice eklemeler yapılarak yeniden sunulanlar. İşin hukuki tarafını bilemem tabii ki. Ama sunulan yeni ve farklı bir ürün ise eğer bu taklitler meşru bir duruma düşer mi? Onun düşüncesindeyim.


Demek ki inovasyonda sınır tanımayan bizler, bize ilham verecek bir şeyler bulduğumuzda onun üzerini daha rahat inşa edebiliyoruz. Bunu yapabilmek için bir şeyleri kıyıdan köşeden benzetmeye çalışmasak muhakkak daha güzel olur. Fakat bu durum da bize sanki ayrı bir güzellik katıyor.



13 Ocak 2015 Salı

Oğuz Aslan

Sırf özgeçmişinin ilk cümlesi havalı olsun diye karlı bir Ocak sabahında Elazığ'da doğdu. Farklı şehirlerde yaşamayı seven öğretmen anne babası ve ablasından oluşan çekirdek ailesi ile birlikte 3 yıl Karasu'da yaşadı.

Eğitim sisteminin; o zamanlar 5 yıl ve ismi ilkokul olan kısmının ilk 3 yılını Bandırma'da tamamladı. Deniz kokan şehirde, babası boş zamanlarında balık tutarken O, mendirek üzerinde hâyâller kuruyordu.

"Memlekete kesin dönüş" durumundan, doğduğu aziz topraklara geri döndü. Yazları kurak ve sıcak geçen memleketinde okullar yaz tatiline girince dedesinin soğuk yeraltı suları ile sulanan serin topraklarında kargaları kovaladı.

"Kardeşim nasılsın?" cümlesini "Gakgom nedisin?" şeklinde ifade etmeye başladığında annesi kulağını büktü. "Derhal konuşman İstanbul Türkçesine geri dönecek" direktifi üzerine şivesini yalnızca kargaları kovalarken kullanmaya devam etti. "Elazığlı olmana rağmen konuşman neden bu kadar düzgün?" sorularına bu hikâye ile cevap vermeye devam ediyor.

Ortaokul ve lise öğrenimi, annesinin kendisiyle aynı okulda öğretmen olmasının da etkisiyle sessiz, sakin ve bir o kadar efendi şekilde tamamladı. Okuldaki bilumum belirli gün ve haftalardaki organizasyonlarda sunuculuk görevlerini üstlendi. Parmakları kuvvetlendikçe kalemi de kuvvetlenmiş olacak ki şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceler aldı.

Henüz internetin olmadığı, o zamanlar ismi ÖSS (öğrenme seçme sınavı) olan sınavın sonuçlarının gazete yayınlandığı 1999 yılında, Gazi Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü kazandığını, kafa dağıtmak için tırmanmaya çıktığı küçük bir tepenin üzerinde etrafı seyrederken tepeyi koşarak çıkmak suretiyle haberi getiren ablasından öğrendi.

Üniversite yaşamının ilk yılı da lisedekinden çok farklı değildi. İkinci sınıfta uluslararası bir öğrenci organizasyonu olan AIESEC ile tanıştı. Organizasyonu tanıtan etkinliklerden bir tanesinde sahnedeki eğitimci "gözlerinizi kapatın ve 5 yıl sonra nerede olduğunuzu hâyâl edin" cümlesini söylediğinde kendisini o sahnede hâyâl ediyordu.

AIESEC Ankara Şubesinde 3 yıl gönüllü olarak çalıştı. Dördüncü yılında Yönetim Kurulu Üyesi ve İnsan Kaynakları Koordinatörü olarak çalıştı. Sınıf arkadaşları finalden daha yüksek puan almak için teoriler ezberlerken O, 360 derece performans sistemini gönüllü bir organizasyonda kurup işleterek pratik bilgiler edinmek yolunda önemli adımlar atıyordu. İşe yaramış olacak ki, yıl sonunda "En İyi İnsan Kaynakları Yönetimi Ödülü" AIESEC Ankara Şubesinin oldu.

2004 yılında İzgören Akademi'ye stajyer olarak sızmayı başardı. Ardından şirketin eğitim alanındaki sosyal sorumluluk projesi Türkiye Uğur Böcekleri Projesinde asistan olarak görev yaptı. 2005 yılından itibaren şirketin Eğitim Ar-Ge asistanlığı görevini aldı. Fazla araştırıp geliştirince uzaktan eğitim proje koordinatörlüğüne yükseldi. Ahmet Şerif İzgören'in "Oğuz, sen bizim şirkete bir şekilde sızıp ilerledin ama nasıl olduğunu hâlâ anlayamadım" cümlesinin hakkını verdiği İzgören Akademi çalışma yaşamı, 2006 yılında vatani görev nedeniyle Kasım ayında sona erdi.

Kısa dönem askerlik hizmetini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tamamladıktan sonra memleketine döndü ve her Türk genci gibi kariyer.net'te özgeçmişini oluşturduktan sonra "Ankara" Eğitmen" filtresi ile iş aramaya başladı. Çok sonuç alamayınca şehir fark etmez filtresi ile arayışlarına devam etti gönlünde yatan "eğitmenlik" aslanının peşinden, hayatında hiç görmediği bir şehir olan Gaziantep'e gitti. 2007 yılının Ağustos ayında Real Hipermarketler Zinciri Gaziantep mağazasında eğitim uzmanı olarak çalışmaya başladı. Çocukluğunda oynadığı yaratıcılığı geliştiren oyuncakların etkisinden olsa gerek şirket içinde yapılan inovasyon yarışmasından ödül aldı.

Real'deki kariyerine 2008 yılının sonu itibariyle Ankara'da devam etti. 2011 yılında kariyerine Ergmer Danışmanlık'ta Danışman olarak devam etmeye karar verdi. Çeşitli şirketler insan kaynakları alanında yeniden yapılanma çalışmaları çerçevesinde danışmanlık hizmeti verdi. Yalnızca insan kaynakları alanında yapması gereken danışmanlık hizmetini işletmenin tüm fonksiyonları için yürütmeye başladığını fark ettiğinde danışmanlığın kendisine göre olmadığını anladı ve yeniden gönlündeki yerini koruyan "eğitmenlik" kariyerinin peşinden koşmaya başldı.

Üniversite yıllarında dikkatini çeken ancak bir türlü bodozlama dalamadığı girişimcilik konusuna girme fırsatı karşısına çıktığında hiç düşünmedi. 2011 yılında KOSGEB'in Uygulamalı Girişimcilik Eğitimlerini verebilen akredite eğitmenlerden biri olmayı başardı. 

Aynı yıl sosyal sorumluluk dürütülerinin baskısıyla Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Derneği Ankara Şubesinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldı. Bu görevine 2012 yılında da devam etti. 2013 yılında aynı derneğin Çankaya Şubesinin kurucu üyeleri arasında yer aldıktan sonra 2014 yılında Çankaya Şubesinde başkanlık görevi yürüttü. JCI tarafından düzenlenen çeşitli ulusal organizasyonlarda düzenlenen yarışmalarda "Topluluk Önünde Konuşma" ve "En İyi Eğitimci" ödüllerini aldı. 

2013 yılında on yıldır yaptığı gözlemleri bir kitapta toparladı. "Bir Bakışta" isimli kişisel gelişim kitabında İletişim, Hayat, Kariyer ve Kişisel Gelişim ana başlıklarında yazdığı yazıları Son Çağ yayınlarından çıkan kitabında yayınladı.

2013 yılında yine gönüllü bir organizasyon ile tanıştı. Uluslararası alanda faaliyet gösteren, topluluk önünde konuşma ve liderlik vasıflarını geliştirmek amacıyla kurulmuş olan Toastmasters'ın Ankara Türkçe Kulübü kurucu üyeleri arasında yer aldı.

2003 yılının Eylül ayında ilk defa verdiği günden bu yana bütün eğitim ve seminerlerinin, nerede, hangi kurum veya kişilere verildiği, kaç saat sürdüğü ve kaç kişinin katıldığı gibi bilgileri kayıt altına alan Oğuz Aslan'ın, 2015 yılı Ocak ayına kadar verdiği toplam 2.998 saat eğitim ve seminere 14.415 kişi katılmıştır.


Kitap: Bir Bakışta

Bir Bakışta, iletişim, hayat, kariyer ve kişisel gelişim ana başlıklarında yazdığım yazılardan oluşan bir kişisel gelişim kitabıdır.

Farklı başlıklarda ve kategorilerde yazılardan oluştuğu için canınız istediğinde herhangi bir bölümden herhangi bir yazıyı okuyabilirsiniz. Tıpkı zar atmak gibi.

Keyifli okumalar.

Oğuz Aslan.



ÖNSÖZ:

Ben tesadüflere inanmam.

Hayatta başıma gelen her şeyin, tanıştığım insanların ve hatta ayağıma takılan taşın bile bir görevi olduğuna inanırım.

Hayatımda bir amacı olan, bana bir ders vermek üzere kaşıma çıkan olaylar, kişiler veya nesneler...

Bazıları ömrüm boyunca benimle kalır, bazıları bir vesile ile çıkıp gider.

Yaşadığım anda fark etmediğim, sonradan parçaları birleştirebildiğim ama çoktan yaşanıp bitmiş olaylarda adı geçen kişi ve kurumlar için gökyüzüne bir selam gönderirim.

Belki bu kitabın da yani benim de sizin hayatınızda bir görevim vardır.

Gittiğiniz bir iş görüşmesinde, hayata dair bir bakış açınızda, bir düşünce sisteminizde...

Görevimi tamamlayıp çıkıp giderim.

YAZILAR:

Bir Bakışta "Hayat"
Kahve Falı
Teneffüs mü
Güvercin Günlükleri
Nisan ve Değişim
Dizi Dizi İnciyiz
Hayata Dair Kelimeler
Mendirek
Aykut'u Neden Alkışlıyoruz
Aref'in Sırları
Kavşaktaki Hayat
Dizistan
Kral Çıplak
Yapboz

Bir Bakışta "İletişim"
Sen Dili Ben Dili
Topluluk Önünde Konuşma
Bu Yazıyı 7 Kişiye Gönder Aradığın İş Cebine Gelsin
İletişime Başlarken
Yalanın 7 Altın Kuralı
Küfürbaz Sevişmeler
Çöp Kamyonu
Mola
aşİK Olmak

Bir Bakışta "Kişisel Gelişim"
Cırcır Böceği İle Karınca
Ferrarisini Satan Bilge Parasıyla Ne Yaptı
Mış Gibi
Renkler ve Biz
Kedinin Uzanamadığı Ciğer
Hedef Sizsiniz
Bekleme Salonu
Buz Dağının Görünen Yüzü
Çizgili Dosya Kâğıdı
Fala İnan O Ne Derse Onu Yap
Sokakları Süpürmek
Süpermen Olmak

Bir Bakışta "Kariyer"
Yıldız Olmak
Gugıl Mi
Yel Değirmenleri
Adaycan'ın Seyir Defteri
Nisan Mayıs Ayları Başlar Staj Telaşı
Kararsızım Kararsızsın Kararsız
Geçmişe Mazi Yenmişe Kuzu
Kariyer Aşkı
Özgeçmiş Nasıl Yazılır
Bu İş Benim Hakkım
Mobesesibüzüşesiceler
Sözleşsek mi Sözleşmesek mi
31 Aralık
Anlamak

ARKA KAPAKTAN:
Diyelim ki zarı attınız ve altı altı geldi.
Şanslı olduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Veya bir bir.
Bu durumda da şanssız olmalısınız.
Hayatta başınıza ne geldiğinden çok başınıza gelenleri sizin nasıl karşıladığınız önemlidir. Yok sayamayacağınız şansın size ne verdiğine daha dikkatli bakmak gerekir.
Kendinizi şanslı hissetmek istiyorsanız, başınıza gelmeyen şeylere değil gelenlere daha dikkatli bakmalısınız. Belki de zarın noktalarının içerisinde işinize yarayacak küçük ipuçları saklıdır.
"Bir Bakışta" yakalamak zor olabilir. Dönüp bakmak, tekrar değerlendirmek, üzerine düşünmek, yazmak, çizmek gerekir bazen. Bunları yapmadan pas geçtiğiniz şeyleri ise sonradan anlarsınız. İşte o zaman "keşke"ler başlar.
Halbuki bütün kişisel gelişim öğretisi bize "iyi ki" demeyi öğretir.
İyi ki biraz daha dikkatli bakmışım.
Bu kitap size mutluluğun sırrını vermez. Ama hayata farklı bir bakış açısı ile yaklaşmanız için küçük bir şans olabilir. Yani umarım...
Bu kitapta birçoğunuzu ilgilendirebilecek konular ile ilgili yazılar dört ana bölümde toparlandı. Herhangi bir bölümde herhangi bir yazıyı herhangi bir zamanda okuyabilirsiniz. Belki de attığınız zar pek farkında olmadığınız ama ihtiyacınız olan bir konuya götürür sizi.
Muhabbetle.
Oğuz Aslan

Kitabı Satın Almak İçin:
D&R
Idefix
Kitap Yurdu
Arkadaş
Ne Okur
Kitap Sihirbazı

Eğitimler Ne Zaman?




12 Ocak 2015 Pazartesi

Ne Yapsam?

Bize kurumsallaşmalısın dediler.

Duygularını işe karıştırma. Yoksa şirketinin performansı düşer. Çalışanlarla mesafeni koruyamazsın. O zaman da verimlilik düşer.

Formlar hazırlanacak, standart değerlendirme kriterleri oluşturulacak. Belirli aralıklarla değerlendirme toplantıları yapılacak. Bunlara uyan hayatta kalacak. Uymayan yok olacak, kovulacak vs...


Öyle ki duygular bile standartlaşacak.

Orta kademe yöneticiler sabah işe geldiğinde çalışanlara gülümseyerek günaydın diyecek. Diyor mu? Bu bir standart demek zorunda...

Dolayısıyla nur topu gibi bir problemimiz daha oldu. Gülümseme gerçek mi? Kriterlere uymak için mi?

National Geographic'te bir belgeselde seyrettim (Brain Games) geçen gün. Deneklere önce onları gülümsetecek hatıraları soruluyor. Sonra da yalnızca gülümsemeleri isteniyor. Soru biz seyircilere geldi. Hangisi gerçek?

Mikro Beden Dili (yalnızca lie to me seyrederek mikro beden dili öğrenemeyiz bu bir, mikro beden dili anlatıyorum diyerek bildiğimiz beden dili konularını anlatan kişişel gelişimcilere selam olsun bu da iki) çerçevesinde şöyle bir tespit çıkıyor ortaya. Gerçek gülümsemede gözlerin kenarlarında çizgiler oluşuyor.

Gelelim batılı kaynaklardan dümdüz çeviriler ile kendisine empoze edilen öğretileri uygulamaya çalışan yurdum patronuna.

Sen kurumsallaşıcam diye çalışanlarının duygularını dahi standartlaştırmaya çalışırken onlar belki de senden yalnızca göz kenarlarının da kırıştığı bir gülümseme bekliyor olabilir...

E hocam öyle de olmuyo böyle de...

Doğru. En güzeli biraz ondan biraz bundan. Duyguları hiç yok saymadan, ama çalışanla arandaki duygularla profesyonellik arasındaki kıldan ince kılıçtan keskin sınırı koruyarak çalışmaya devam. Kolay mı?

Tabii ki değil.

Kolay olsa hepimiz patron olurduk :)

10 Ocak 2015 Cumartesi

Hayat Seni İllâki...

Hayat seni illâki geliştirir. Yeter ki sen engel olma.

Bunca kişisel gelişim eğitimi, kitabı, çalışması hepsi aynı şeyi söyler ya bize. Hepsi içimizde diye. Doğrudur ve hep inanırım buna. Diğer yandan şu düşüncem de bâkidir. Hayat bize kendimizi geliştirebileceğimiz, öğrenebileceğimiz fırsatları illâki sunar.

2003 yılı. Henüz öğrenciyim. Aynı zamanda da uluslararası bir öğrenci organizasyonu olan AIESEC'te gönüllü olarak çalışıyorum. Ankara Bahçelievlerde bir arkadaşımla birlikte öğrenci evimiz var. 3+1 ev. Biz iki kişiyiz. AIESEC, üniversite öğrencilerine uluslararası alanda staj imkânı sunan bir sivil toplum kuruluşu. Türkiye'den öğrenciler gidiyor. Yurtdışından farklı ülkelerden öğrenciler Türkiye'deki firmalara staj yapmaya geliyor. Biz de ev arkadaşımla konuşup evdeki boş odada gelen stajyerlerden birini misafir edebileceğimizi düşündük. Benim İngilizcem ay lav yu seviyesinde ama arkadaşım gayet güzel konuşuyor.

Gelen stajyerlerden biri bizim eve yerleşti. Genellikle ev arkadaşımla beraber evde olduğumuz için iletişim konusunda sıkıntı yaşamıyoruz. Ev arkadaşım olayı çözüyor. Bir gün eve erken gittim. Baktım bizim stajyer evde. "Hay" diyip odama geçtim. Aradan beş dakika geçti kapım çaldı. Bizim eleman bişeyler söylüyor. Ben de anlıyorum ama konuşamıyorumculardan olduğum için derdini anladım. Şofbeni yakamamış. Yaktım, tarzan ingilizcesi ile nasıl yakılacağını anlattım. Tenkyulaştık karşılıklı.

O günden sonra eleman beni ne zaman görse bişeyler soruyor ben de tarzanca cevaplıyorum. Akşamları eve erken geldiğinde televizyonu açıyorum. Evde kablolu tv, uydu filan yok. E internet değil cebimize bilgisayarlarımıza bile tam inmemiş. Bizim stajyer eleman gelip oturuyor. Televizyona boş boş bakıyor. Ara bir parantez açayım bu bölümde. AIESEC, uluslararası staj programlarında yurtdışından gelen stajyeler  çok önemlidir. Diyelim ki 5-6 kişi biryerlere gittiniz, grupta yalnızca bir kişi yabancı olsa bile kendisini dışarıda hissetmemesi adına herkes ingilizce konuşup sohbete onu da dahil eder. Parantezi kapattım. Baktım olmuyor bizim eleman boş boş televizyona bakıyor. Ev arkadaşım da gelmemiş muhabbet yok. Durum sıkıntılı. O dönemler de Kurtlar Vadisinin en cıfcıflı zamanı. Ben vadiyi seyrederken eleman sordu bana bu o mafya dizisi mi diye. Tabi ingilizce :) Ben tensleri filan düşünüp cevabı yapıştırdım tabi yessss. Sonra olayı bir adım daha ileriye taşıdı. Ne diyor şimdi konuşan adam? Haydiii... Camooonnn yani...

Ben yine ingilazca tarzilizce karışık başladım diziyi anlatmaya. Yaz ayları ben de o sıralar yaz okulunda defalarca kaldığım iş ingilizcesi dersini alıyorum. Bu dizi çevirilerini epeyce yaptıktan sonra iş ingilizcesi sınavına girdim. Demek bizim iş ingilizcesi ile mafya dizisi konu olarak ne kadar yakınsa birbirine, baktım hepsi bizim tanıdık kelimeler cümleler. O yaz gramatik (grameri düzgün) olmasa da ingilizce işini çözmüşüm. Tabi etrafta dizi izleyen çocuk olarak tanınmaya başladım o ayrı konu.

Kulakları kapamak, kaçmaya devam etmek bir seçenekti tabii ki. Ancak hayat bana bir gelişim fırsatı sunmuştu. Ben de onu yedim :) (Karikatür: Selçuk Erdem) Demek ki hayat bize çeşitli fırsatlar, imkânlar sunuyor. Onlardan olabildiğince faydalanmak için radarları açık tutmakta fayda var.

2004 yılında İzgören Akademi'de stajyer olarak çalışmaya başladım. Şirkete gelen her stajyer gibi bana da eğitim slaytlarını düzenleme görevi verildi. Şirkete gelen bir çok stajyerden farklı olarak ben o slaytların yalnızca şekil ve şemailine değil içeriğine de odaklandım. Sonuçta eğitimi, içeriği hazırlayan bir usta Ahmet Şerif İzgören. Sunuş mantığı, konuyu ele alış tarzı vs. Açık yüreklilikle hep ifade ederim. Bu gün eğitim ve seminerlerimde, tarzımda Şerif Hocanın izlerini taşıdığım doğrudur. Pişman da değilim. Hayat bana bir gelişim fırsatı sundu ben de değerlendirdim.

Öğrenciyken katıldığım seminerlerden birine konuşmacı olarak Sevgili Başar Baypınar gelmişti. Şöyle bir cümle kurdu; "isteyen insan sakız kâğıdından bile ingilizce öğrenir" Başar Bey, iyi bir söz ustası. Hâlâ görüşme fırsatımız oluyor. Kesinlikle katılıyorum bu cümlesine.

Yeter ki iste, evrene olumlu mesajlar gönder. Sen göndersen de göndermesen de hayat seni illâki geliştirecek bir fırsat sunar. Yeter ki sen engel olma. Bir de uzaylıların o mesajı yemiş olma olasılığı var tabii ki :)